Çıkar Çatışmaları ve Etkin Yönetimi

Çıkar Çatışmaları ve Etkin Yönetimi

Kurumsal hayatta işin daha sağlıklı yürütülmesi için; aynı kurum içerisinde birden fazla kişi ve ekip halinde veya üçüncü taraf kurum ve şahıslar gibi paydaşlar ile iş ortaklığı içerisinde çalışmanın sonuçlarından biri de çıkar çatışmasıdır.

Çıkar çatışması kavramı genel bir anlatımla; “Bir kişinin ya da grubun, belirli bir durumu, olay ya da karar üzerinde farklı çıkarlarının karşı karşıya gelmesi durumu” şeklinde tanımlanabilir. Bu genel tanımın yanında kurumsal yapıda karşımıza çıkan ve işbu yazının konusu olan kurumsal çıkar çatışması ise; “Bir organizasyon içindeki bireylerin, grupların ya da departmanların, kendi çıkarları ile kurumun genel çıkarları arasında yaşadıkları uyumsuzluk veya çatışma” şeklinde açıklanabilir.

Uluslararası kuruluşlar nezdinde yer verilen çıkar çatışması tanımlarından bazılarına yer verilecek olursa;

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Kamu Hizmetinde Çıkar Çatışmasını Yönetme Kılavuzu”nda (“Guidelines for Managing Conflict of Interest in the Public Service”) çıkar çatışması tanımına “Kamu görevlilerinin kamu görevi ile özel çıkarları arasında bir çatışma olması; kamu görevlilerinin resmi görev ve sorumluluklarının yerine getirilmesini uygunsuz bir şekilde etkileyebilecek özel nitelikli çıkarlara sahip olmaları.” şeklinde yer verilmiştir.

Dünya Bankası ise “Etik İlkeler” kapsamında kişisel çıkar çatışması kavramına “Kişisel çıkar çatışması, kişisel çıkarların resmi görevleri tarafsız bir şekilde yerine getirme yeteneğini etkileyebileceği bir durumu ifade eder.” şeklinde yer vermiştir.

  1. Çıkar Çatışması Evreleri ve Görünümleri

Çıkar çatışmaları, görünümleri ve etkileri itibariyle farklılık göstermekte olup, çıkar çatışmasının meydana gelmesinden itibaren her evresinde şirket, şirket paydaşları, çıkar çatışmasına dahil olan ve diğer çalışanlar nezdinde farklı etkilere sebep olabilmektedir. Bu evreler; yarattığı etki itibariyle “potansiyel çıkar çatışması”, “gerçekleşen çıkar çatışması” ve “algılanan çıkar çatışması” olarak sayılabilecektir.

  1. Potansiyel Çıkar Çatışması

Potansiyel çıkar çatışması, şirketin bir çalışanının veya şirketin herhangi bir paydaşının, gelecekte tarafsız kararlar almasını engelleyebilecek kendi kişisel çıkarlarının şirket çıkarlarına göre ön planda tutabileceği bir durumun ortaya çıkma olasılığını ifade etmektedir. Potansiyel çıkar çatışması; gerçekleşmiş bir çıkar çatışmasından farklı olarak, bu durum henüz var olmamakla birlikte, belirli koşullar altında ortaya çıkabilecek bir riski ifade etmektedir.

Potansiyel çıkar çatışması, henüz gerçekleşmemiş olsa da ileride gerçekleşen bir çıkar çatışmasına evrilme ihtimali olması sebebiyle; bu tür bir çıkar çatışmasının önceden tespiti ile potansiyel çıkar çatışmasının ortadan kaldırılması veya şirketin etik kurallarına ve bağımsız denetim mekanizmalarına uygun şekilde yönetilmesi önemlidir.

  1. Gerçekleşen Çıkar Çatışması

Gerçekleşen çıkar çatışması, şirketin bir çalışanının veya şirketin herhangi bir paydaşının, kendi kişisel çıkarının, şirketin çıkarları ile çelişmeye başladığı, başka bir deyişle potansiyel çıkar çatışmasından farklı olarak çıkar çatışmasının somut bir şekilde ortaya çıktığı durumu ifade etmektedir. Bu durumda, ilgili tarafın çıkarları, şirket nezdindeki sorumlulukları ve görevleri ile çelişebilecektir. Gerçekleşen çıkar çatışması, artık yalnızca bir olasılık değil, fiili bir durum olup, karar alıcıların tarafsızlık ve güvenilirlik algısını doğrudan etkileyebilecektir.

Gerçekleşen çıkar çatışmasının etkin bir şekilde yönetilebilmesi için; ilgili durumun ihbarı veya tespiti akabinde derhal bu konu hakkında şirketin etik kurallarına uygun olarak değerlendirmeler yapılmalı ve şirketin gerçekleşen çıkar çatışmasının öğrenildiği andaki durumuna istinaden uygun önlemler alınmalıdır. Bu önlemler somut olaya göre; ilgili çıkar çatışmasını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik olarak çıkar çatışması yaratan taraf ile ilişkiyi tamamen bitirmek suretiyle çekilme politikası veya çıkar çatışması yaratan tarafa ilişkin karar alma sürecine bağımsız ve tarafsız üçüncü bir kişi atanması gibi alternatif bir çözüm yolu olabilir.

  1. Algılanan Çıkar Çatışması

Algılanan çıkar çatışması, şirketin bir çalışanının veya şirketin herhangi bir paydaşının kararlarının, kendi kişisel çıkarlarına hizmet edecek şekilde şekillenebileceği ya da şekillendiği izleniminin oluştuğu durumu ifade etmektedir.

Algılanan çıkar çatışmasının potansiyel veya gerçekleşen çıkar çatışması arasındaki temel fark, gerçek bir çıkar çatışmasının olmayabileceği, ancak bu durumun dışarıdan bakıldığında ya da ilgili taraflarca algılanabilecek şekilde bir çatışma oluşturmasıdır. Bu çıkar çatışması gerçekte var olmasa dahi; ilgili başka bir tarafça algılanan çıkar çatışmasına konu olan tarafların kendi çıkarlarına hizmet etmek için karar alma sürecini etkileyebilecekmiş gibi görülebilecektir. Bu durum şirket nezdindeki çalışanların alınan ve alınacak kararlara yönelik güven duygusunu sarsabilecektir.

Bu nedenle; şirketlerin dışarıdan bu tür bir algının oluşmaması için şeffaflık, açıklık ve etik kurallara uygun hareket etmesi sürecin daha sağlıklı yönetilmesini sağlayabilecektir.

  1. Çıkar Çatışması Çeşitleri

Çıkar çatışması; ekonomik, sosyolojik, hukuki ve ahlaki boyutlarda incelenebilecek bir kavram olmakla birlikte kurumsal yapı nezdinde görülen çıkar çatışmalarının meydana gelmesinde kurum veya kurumun iş ortakları için çalışan bireylerin ve diğer kurumların birçok farklı konuda motivasyon ve amaçları olabilmektedir. Bu motivasyon ve amaçlar, çıkar çatışmasının kendini çok farklı şekillerde gösterebildiği çeşitlerini ortaya çıkarmaktadır.

  1. Şirket Dışında Alınan Görevler

Bu kavram, şirket yetkililerinin veya çalışanlarının çalıştıkları şirketteki görevinden bağımsız harici bir işte ve pozisyonda görev icra etmesini ifade etmektedir. Bu harici görev; çalışanın şirketten bağımsız bir şirkette ikinci bir işte çalışması, başkaca bir iş kurması veya başkaca bir işe ortak olması ve bu işi icra etmesi veya herhangi bir şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev alması gibi şekillerde karşımıza çıkabilir.

Bu durumun çıkar çatışması çeşitlerinde yer almasının en büyük sebepleri; çalışanın faaliyet gösterdiği ikinci işinin asıl işine rakip konumda olması ya da ikinci işinin asıl işinin tedarikçisi veya müşterisi gibi halihazırda iş ilişkisinin devam ettiği şirketin paydaşı konumunda bulunması sebebiyle çalışanın, işçi-işveren ilişkisi kapsamında asıl çalıştığı şirkete olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi veya böyle bir rekabet durumu olmasa dahi çalışanın ikinci bir işte çalışmasının asıl çalışma saatlerini ve verimliliğini etkilemesinin söz konusu olabilmesidir.

Bu duruma örnek olarak; şirketin bir çalışanının şirketin halihazırda hizmet tedarik ettiği bir diğer şirketin yönetim kurulu üyesi olması hali verilebilir. Bu varsayımda çalışanın yönetim kurulu üyesi olduğu şirketten tedarik edilen hizmetin kalitesinin veya başkaca alternatif tedarikçi ile anlaşma konusunun değerlendirilmesi ve karar verilmesinin objektifliğine zeval gelebilecektir.

  1. Şirketteki veya Şirketin Dış Paydaşlarındaki Akraba ve Tanıdık İlişkileri

En sık karşılaşılan çıkar çatışması çeşitlerinden biri olan akraba ve tanıdık ilişkileri; hem aynı şirket içinde çalışan akraba veya tanıdıkların birlikte görevde bulunması şeklinde karşımıza çıkabilmekteyken; aynı zamanda şirketin bir çalışanın akrabasının veya tanıdığının şirketin müşterisi veya tedarikçisi gibi şirketin dış paydaşlarında görev alması şeklinde görülebilmektedir.

Şirket içinde çalışan kişilerin akrabaları ya da yakın tanıdıklarıyla aynı ortamda görev almaları durumunda; ilişkisi bulunan bu çalışanların şirketteki konumları itibari ile diğer çalışanlardan farklı olarak birbirlerine avantaj sağlayabileceği ortam yaratma ihtimalleri veya işe alım süreçlerinde birbirleri üzerinde etkili olma ihtimalleri gündeme gelebilecektir. Bu durum da iş ile ilgili karar ve süreçlerin adil şekilde yönetilmemesini ve buna bağlı olarak diğer çalışanların adalet duygusunu zedeleyerek işyerinde huzursuzluğu beraberinde getirebilecektir.

Bu çıkar çatışması türü için şirket nezdinde çalışan ve evli olan iki çalışanın birbirlerine raporlama yaptıkları veya alt-üst pozisyonda bulundukları görevi icra etmeleri durumu örnek olarak gösterilebilir. Bu ihtimalde bir çalışan diğer çalışanın yöneticisi pozisyonundaysa; ilgili çalışan ile yönetici çalışana bağlı olan diğer çalışanlara görev ve talimat verirken veya performans değerlendirmeleri yaparken adaletsiz bir durum meydana gelebilecektir.

Bir diğer ihtimalde şirket çalışanının akrabasının veya yakın tanıdığının şirketin dış paydaşlarından biri konumunda olması durumudur. Bu tür çıkar çatışmaları; ilgili çalışanın müşteri veya tedarikçi seçiminde karar verici pozisyonda olması halinde şirketin objektif karar alma süreçlerini etkileyerek ilgili dış paydaşa avantaj sağlama gibi etik sorunlara yol açabilecektir.

  1. Şirketin Dış Paydaşları ile Hediye ve Ağırlama Süreçleri

Şirketin müşterisi, tedarikçisi gibi şirketin dış paydaşları ile yapılan hediye ve ağırlama işlemleri; şirketin iş ilişkileri çerçevesinde, dış paydaşların; şirketin çalışanları ve yöneticilerine sağladığı veya şirketin; müşterileri, tedarikçileri, iş ortakları ve diğer paydaşlarına sağladığı hediye verme, yemek veya seyahat gibi ağırlama etkinlikleridir.

Bu hediye ve ağırlamaların şirket etik kuralları ve yasal sınırlamaların dışına çıkarak hediye verilen veya ağırlanan iş ortağının iş süreçlerinde objektif karar verme süreçlerini etkilemesine veya rüşvet ve yolsuzluk gibi etik dışı durumlara yol açarak çıkar çatışması oluşturabilecektir. Aynı şekilde; şirketin paydaşları ile iş ilişkisi dışında olan veya iş ilişkisi ile alakalı olmayan karşılıksız mal ve hizmet sağlanması da çıkar çatışması kapsamında değerlendirilebilecektir.

Şirket tarafından bir müşteriye pahalı bir gömlek veya parfüm gibi aradaki ticari ilişki ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ve kişinin kişisel kullanımı için bir hediye verilmesi çıkar çatışmasının bu türüne ilişkin bir örnek olarak gösterilebilecektir.

  1. Şirket Varlıkları ve Bilgilerinin Kişisel Kullanımı

Şirketin varlıkları; şirketin sahip olduğu maddi ve manevi kaynaklar, finansal varlıklar, ekipman, yazılım araçları, taşınmazlar ve diğer tüm fiziksel varlıkları ifade etmektedir. Bu varlıklar şirketin operasyonlarını sürdürmesi için gerekli olup, yalnızca şirketin iş süreçleri ve iş faaliyetlerinde kullanılmalıdır.

Şirket bilgileri ise; şirketin ticari sırları, müşteri verileri, finansal raporlar, fikri mülkiyet bilgileri, pazarlama ve satış stratejileri ve diğer gizli bilgileri kapsamaktadır. Bu bilgilerin gizli bilgi statüsünde olmasının en büyük nedeni; bu bilgilerin şirketin rekabet avantajını koruyan önemli varlıklar olmasıdır. Bu sebeple de bu bilgiler yalnızca şirketin yetkilendirdiği kişiler tarafından şirket varlıklarının kullanımında olduğu gibi yalnızca şirketin iş süreçleri ve faaliyetleri için kullanılmalıdır. Aksi takdirde; şirketin verimliliği, finansal durumu veya itibarı gibi şirket nezdinde ciddi zararlara neden olabilecektir.

Şirket bilgilerinin kişisel çıkarlar için kullanılması durumuna; bir şirket çalışanının rakip şirkette daha üst pozisyonda bir iş teklifi için şirkete ait gizli ticari bilgileri rakip şirket ile paylaşması örnek gösterilebilecektir…

Makalenin Devamı İçin >>>


Yazı: Öykü Gökduman, Panasonic Electric Works Türkiye

2. 

Kaynak: INmagazine 37. Sayı

Diğer Sayıları İçin: INmagazine


Not:
Makalelerdeki Görüş ve Yorumlar Yazar veya Yazarlara Ait Olup, Etik ve İtibar Derneği’nin Konu ile İlgili Düşüncelerini Yansıtmamaktadır.